HALİKARNAS · BODRUM

Bodrum'a denizden yaklaşan herkes önce onu görür. Koyun ağzında, suyun üstünde duran ve gün boyunca rengini değiştiren kale — sabah kireç beyazı, öğlen bal rengi, akşamüstü bakır. Çoğu misafir onun Saint Jean Şövalyeleri'nin eseri olduğunu bilir. Daha azı, taşlarının çok daha eski ve çok daha hüzünlü bir yerden geldiğini fark eder: dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi'nden. Yani denizden kaleye bakan biri, aslında dağılmış bir dünya harikasının içine bakıyordur. O dağılmanın başında da bir kraliçenin yası vardır.

Bir Kralın Ardından

Hikâye MÖ 4. yüzyılda, Karya satrabı Mausolos'la başlar. Başkentini Halikarnassos'a — bugünkü Bodrum'a — taşımış, kenti büyütmüş, limanını güçlendirmiş, Yunan kültürünü Anadolu'nun bu ucuna getirmiş hırslı bir yöneticiydi. Yanında, dönemin âdeti gereği hem kız kardeşi hem karısı olan Artemisia vardı. MÖ 353'te Mausolos ölünce, Artemisia'nın yası sıradan bir yas olmadı.

Antik kaynakların anlattığına göre kraliçe, kocasının yakılmış küllerini suya — kimi anlatıda şaraba — katıp içti; böylece kendi bedenini onun canlı bir mezarı yaptı. Gerçek mi, efsane mi, iki bin yıldır tartışılıyor. Ama hikâyenin kendisi, tıpkı bir demir izi gibi, yüzyıllarca yerinde kaldı. Yine de Artemisia yasını bir kadehe sığdırmadı. Kocasının anısını taştan, mermerden ve sonsuzluğa meydan okuyan bir ölçekten yeniden kurmaya karar verdi.

Yas İçin Bir Dünya Harikası

Çağın en büyük Yunan mimarlarını ve heykeltıraşlarını Halikarnassos'a çağırdı. Yapıyı Pythius ile Satyros tasarladı; kabartmalarını ve heykellerini ise dönemin dört ünlü ustası — Skopas, Bryaksis, Timotheos ve Leokhares — aralarında paylaştı. Ortaya, basamaklı bir piramitle taçlanan, tepesinde dört atlı bir savaş arabası (quadriga) duran, frizlerle kaplı, yaklaşık kırk beş metrelik bir anıt çıktı.

O kadar görkemliydi ki, kralın adı bir yapı türünün ortak adına dönüştü. Bugün dünyanın neredeyse bütün dillerinde anıtmezar anlamına gelen "mozole" kelimesi, doğrudan Mausolos'tan gelir. Bir insanın adının, ölümünden sonra bir mimari türe karışması ender rastlanan bir şeydir. Mausolos bunu, ardında bıraktığı kederin büyüklüğüne borçlu.

Artemisia, Mozole tamamlanmadan, kocasının ardından yalnızca iki yıl kadar sonra öldü. Yas için başlattığı eser, onun yası tutulmadan bitti.

Anlatıya göre ustalar, hamilerini kaybetmelerine rağmen işi bırakmadı; eseri, kendi ustalıklarının da bir anıtı olsun diye tamamladılar. Böylece Mozole, hem bir kederin hem bir zanaatın abidesi olarak yükseldi.

Bin Yıl Ayakta, Sonra Sessiz Bir Çöküş

Mozole yerinde neredeyse bin sekiz yüz yıl kaldı. Antik dünyanın çöküşünü, Roma'yı, Bizans'ı gördü. Sonunu getiren insan değil, yer oldu: bir dizi deprem, yüzyıllar içinde önce çatısını, sonra sütunlarını indirdi. Geç Ortaçağ'a gelindiğinde, bir zamanların harikası bir taş yığınıydı.

Asıl dönüşüm 15. yüzyılda oldu. Deniz kenarına bir kale — bugünkü Bodrum Kalesi — kuran Saint Jean (Rodos) Şövalyeleri, hazır işlenmiş taşın en zengin kaynağını ayaklarının dibinde buldu: Mozole'nin kalıntıları. Yontulmuş blokları kale duvarlarına taşıdılar; ince mermerleri ise kireç elde etmek için fırınlarda yaktılar. Birkaç kabartma panel, duvarların içine gömülü kalarak bugüne ulaşabildi. Bir dünya harikası, başka bir yapının içinde eridi.

1850'lerde İngiliz arkeolog Charles Newton, kale duvarlarındaki frizleri ve kalıntıları izleyerek Mozole'nin yerini kesin olarak belirledi; önemli parçaları Londra'ya, British Museum'a taşıdı. Anıtın en iyi korunmuş heykelleri — Mausolos ve Artemisia olduğu düşünülen devasa figürler de dâhil — bugün orada sergileniyor. Bodrum'da ise geriye, denize bakan sessiz bir kazı alanı ve temel taşları kaldı.

Denizden Bakınca

İşte bu yüzden Bodrum'a denizle gelmek, hikâyeyi en doğru okuyuş biçimidir. Mozole "yok olmadı"; dağıldı, başka taşlara, başka duvarlara karıştı. Limanın ağzındaki kalenin her taşında, bir kraliçenin iki bin yıl önceki kederinden bir zerre var. Akşamüstü o koyda demirlemiş bir tekneden kaleye bakan biri, tek bir manzarada üst üste binmiş iki harikayı görür: önde şövalyelerin kalesi, içinde erimiş halde bir dünya harikası.

Denizci için bu, güzel bir tesadüften fazlasıdır. Halikarnassos'un gücü her zaman limanındaydı. Mausolos kenti büyütürken de, şövalyeler kaleyi kurarken de aynı koy, aynı rüzgâr, aynı dar giriş söz konusuydu. Bugün aynı koya yelkenle yaklaşan bir misafir, üç bin yıllık, hiç kesilmemiş bir deniz alışkanlığının içine giriyor. Rüzgâr hâlâ öğleden sonra çoğu zaman aynı yönden basıyor.

Bugün: Bir Vakfın Sabrı

Mozole'nin hikâyesi geçmişte donmuş değil. Bodrum merkezli Akademia Vakfı (Akdeniz Ülkeleri Akademisi Vakfı), yıllardır anıtın hak ettiği yere kavuşması için çalışıyor. Vakıf, Mozole'yi 20. yüzyılda uzun yıllar kazan Danimarkalı ekibin — Prof. Kristian Jeppesen ve mimar Prof. Johannes Exner'in — hazırladığı taslağa dayanan ayrıntılı teknik çizimler ve üç boyutlu görselleştirmeler üretti.

Bugün benimsenen yaklaşım, anıtı bire bir yeniden dikmek değil; daha sabırlı, daha incelikli bir yol. "Halikarnas Mozolesi Açıkhava Müzesi" olarak adlandırılan proje, alanı, dağılmış parçaları koruyan ve anlatan bir açık müzeye dönüştürmeyi hedefliyor. Plan, eldeki taş parçalarıyla yapının dört farklı cephesinden kısmi anastylosis'ler — yani özgün parçaların yeniden birleştirilmesiyle kurulan bölümsel ayağa kaldırmalar — içeriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği bu yol, hem kalıntıları korumayı hem de ziyaretçiye anıtın ölçeğini hissettirmeyi amaçlıyor. Aynı vakıf, antik Halikarnassos surlarının ayağa kaldırılması üzerinde de çalışıyor; yani kentin denizden görünen tarihi siluetini bütün olarak yeniden okunur kılma çabası sürüyor.

Halikarnas Mozolesi kalıntıları ve Bodrum Kalesi
HALİKARNAS MOZOLESİ KALINTILARI · BODRUM

Bir gün bu anastylosis'ler tamamlandığında, Bodrum'a denizden yaklaşan tekneler iki manzarayı aynı anda okuyabilecek: bir kraliçenin yasından doğan anıtın ayağa kalkmış parçaları ve onun taşlarından örülmüş kale. İki bin yıl sonra Artemisia'nın hikâyesi hâlâ aynı koyda, aynı ışıkta anlatılmayı sürdürüyor.

Bazı anıtlar bütün halinde değil, yankısıyla yaşar. Halikarnas Mozolesi'nin orijinali yok. Ama bıraktığı kelime her dilde, taşları Bodrum'un siluetinde, hikâyesi ise her yaz o koya giren her teknenin güvertesinde. Yas, bazen en kalıcı yapı malzemesidir.

Bodrum'u en doğru, denizden tanırsınız. Kaleyi, koyu ve kentin antik siluetini su tarafından gören bir günlük tur ister misiniz? Rotayı sizin için kuralım.
GÜNLÜK TURLAR →