DEĞİRMEN BÜKÜ · GÖKOVA KÖRFEZİ

Koya giriş dardır, insan ilk seferinde biraz tereddüt eder. İki yeşil dil suya iner, aralarındaki geçit daralır, sonra birden içeride bir oda açılır: çamlarla kaplı tepeler tekneyi çepeçevre alır. Öğleden sonra bile rüzgâr burada yumuşar. Dışarıda meltem denizi tararken, içeride su yalnızca hafifçe kıpırdar; ağustosböceklerinin sesi, çam reçinesinin kokusuyla birlikte aşağıya, güverteye iner. Zincir gerildiğinde çıkan o kısa metalik ses, koyun sessizliğinde uzun süre asılı kalır.

Buranın adı İngiliz Limanı. Bir harita üstünde küçük bir isimdir; ama arkasında bir savaş vardır.

Dallarla Örtülen Gemiler

Anlatılana göre, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz donanmasına ait gemiler bu koya sığınmış. Dışarıda Alman uçakları kıyıyı tararken, gemiler içeriye çekilmiş, üstlerini kesilmiş dallarla, çam yeşiliyle örtmüş. Yukarıdan bakan bir pilot için koy, yalnızca bir orman parçasıydı. Aşağıda, o yeşilin altında, bir filo nefesini tutuyordu. Koya adını veren de bu: kimse bir tabela asmadı, isim yıllar içinde ağızdan ağıza yerleşti. Bugün hâlâ öyle anılıyor.

Hikâyenin ne kadarı kayıt, ne kadarı kıyı hafızası — bunu ayırmak güç. Eski Gökovalılar bunu babalarından duymuş, onlar da kendi babalarından. Ama koyun coğrafyasına bakınca hikâyeye inanmak kolaylaşır: burası saklanmak için yapılmış gibi durur.

Dünya Yerinden Oynasa

Değirmen Bükü, Gökova Körfezi'nin içeriye en çok giren, en geniş koyudur; İngiliz Limanı da onun içindeki daha küçük, daha kapalı ceplerden biri. Denizciler arasında bir söz dolaşır: burada dünya yerinden oynasa, tekne oynamaz. Abartı payını çıkarın, geriye yine de gerçek bir şey kalır — çepeçevre yükselen tepeler rüzgârı her yönden keser, dip tutar, gece dönen havada bile tekne dar bir yayda salınır. Bu yüzden koya girmeden önce iyi denizci önce yukarı bakar: rüzgâr hangi tepenin üstünden düşecek, gece nereden esecek, demir attıktan sonra tekne nereye kadar gezer.

Misafir için bunun anlamı basittir. Meltemin sertleştiği bir ağustos ikindisinde, dışarıdaki koylar çalkalanırken buraya girmek, gürültünün bittiği yere girmek gibidir. Akşam ışığı çamların arasından yavaş iner; su kararırken tepelerin gölgesi koyun üstüne kapanır. Seksen yıl önce burada gizlenen gemilerin sesini artık kimse duymuyor. Ama aynı sessizlik, aynı yerde duruyor.

Demir attıktan sonra bir kez de öyle bakın: yukarıya, o örten yeşile. Koy hâlâ aynı şeyi yapıyor — sizi de sarıyor, sizi de sakinleştiriyor. Bunun için bir savaş gerekmiyor.

İngiliz Limanı'nın çam kaplı tepelerle çevrili korunaklı koyu, akşam ışığında demirli tekneler
İNGİLİZ LİMANI · DEĞİRMEN BÜKÜ
Gökova'nın hangi koyunda hangi saatte durulacağını bilmek, rotanın yarısıdır. Rüzgârın huyuna göre kurulmuş, acele ettirmeyen bir Gökova rotası ister misiniz?
ROTA TASARIMI →