BODRUM · EKİM YARIŞLARI

Yarış sabahı liman erken uyanır. Guletler birer birer demir alır, ahşap gövdeler suya ağır ağır oturur, güvertede halatların çekilme sesi birbirine karışır. Start çizgisine yaklaşırken yelkenler açılır; o güne kadar kışlık gibi görünen tekneler, rüzgârı bulunca birden başka bir şeye dönüşür. Bir zamanlar sünger avlayan, balık taşıyan bu tekneler, ekimin ilk kuvvetli meltemiyle koşmaya başlar.

Bu yarış, alışıldık bir regatta değil. Çoğu yarışta tekne yalnızca mürettebatla çıkar; burada misafir de güvertededir.

1989'dan Beri

The Bodrum Cup ilk kez 1989'da düzenlendi. Düşünce sadeydi: ağır, geniş, "yarışmaz" sanılan ahşap guletin aslında rüzgârla ne yapabileceğini göstermek. Yarışı ERA Bodrum Yelken Kulübü kurdu ve yıllar içinde bu, Türk sivil denizciliğinin en büyük şenliklerinden birine dönüştü. Her ekim, Bodrum'dan çıkan filo bir koydan diğerine yarışır; akşamları tekneler bir koyda toplanır, gündüz rakip olanlar akşam yan yana demirler.

Yarışan Bir Miras

Bu teknelerin çoğu, yıllar önce yarımadanın koylarında, elde yapıldı. Bir guletin yarışması, aslında onu yapan ustanın da sınava girmesi demektir: omurga doğru döşenmiş mi, gövde suyu iyi kesiyor mu, tekne rüzgâra karşı kendini taşıyor mu? Kazanan çoğu zaman en yeni tekne değildir; rüzgârı en iyi okuyan kaptanın, en iyi bakılmış teknenin olur. Yarış bittiğinde kupanın kime gittiğinden çok, o hafta suya inen ahşap sayısı konuşulur.

The Bodrum Cup'ta yelkenlerini açmış, rüzgârla yarışan ahşap guletler
AHŞAP GULETLER · EKİM RÜZGÂRINDA

Misafir için The Bodrum Cup, denizle başka türlü bir tanışmadır. Güvertede durup teknenin yana yatışını, yelkenin doluşunu, kaptanın kısa komutlarını içeriden yaşarsınız. Yarışmak zorunda değilsiniz; çoğu misafir zaten sonucu değil, o günü hatırlar. Ekim rüzgârı yazınkinden serttir, ışık daha keskindir; bir gulet o rüzgârda koşarken güvertede olmak, tarifi kolay olmayan bir şeydir.

Eylül henüz sürerken filo hazırlanmaya başlar bile: tekneler boyanır, yelkenler gözden geçirilir, mürettebat toplanır. Ekim gelince liman, yazın telaşından bambaşka bir enerjiye bürünür — daha sakin ama daha derin.

Yarış günü akşam olduğunda tekneler bir koya toplanır. Gündüz rüzgârda çekişen o gövdeler, şimdi yan yana, sakin sularda dinlenir. Kimin kazandığı yavaş yavaş unutulur. Geriye kalan, ahşabın hâlâ rüzgârla konuştuğunu görmüş olmaktır.

Bir ahşap teknenin yarıştığını görmek, çoğu zaman ona sahip olmayı düşündürür. Doğru yapılmış, iyi bakılmış bir gulet ya da klasik yat aramak ister misiniz?
YAT BROKERAGE →