DATÇA · REŞADİYE BAĞLARI

Eylül sabahı Datça'nın iç kesimindeki bir bağın yanından geçerseniz, kokusunu duyarsınız önce: olgunlaşmış üzümün, sıcakta hafifçe ekşimiş asma yaprağının, toprağın. Sepetler sıra sıra dizilmiş, eller dallar arasında hızlı hareket ediyor. Öğle sıcağı bastırmadan iş bitmeli; üzüm sabahın serininde toplanır, çünkü gün ısındıkça tanenin içindeki denge bozulur. Kimse bunu size açıklamaz; sadece herkes sabah erken kalkmıştır.

Bağbozumu bir tarih değil, bir koku ve bir telaştır.

Sofranın Yön Değiştirmesi

Ege sofrası mevsimi geç fark etmez. Ağustosun sonuna kadar masanın ortasında duran o iri, sulu domates, eylülde biraz daha sessiz durur; onun yerine incir gelir. İlk incir çoğu yıl ağustosta gösterir kendini ama asıl olgun, ballı hâli eylüldedir. Üzüm de öyle: sofralık üzümün en tatlısı, geceleri serinleyip gündüzleri hâlâ ısınan bu ara mevsimde gelir. Bir de nar başlar — henüz tam kızarmamış, ekşiye çalan ilk narlar. Bunları bir arada görmek, sofraya bakıp mevsimi okumak demektir. Eski bir Datçalı, hangi meyvenin tezgâhta olduğuna bakıp size ayın kaçı olduğunu söyleyebilir.

Denizle Buluşan Toprak

Bu ayın güzelliği, denizle karanın aynı anda cömert olmasında. Su hâlâ ılık, balık dönmeye başlamış; bağlar, incir ağaçları, zeytin dolmaya yüz tutmuş. Güvertede eylül sofrası bu iki cömertliği bir araya getirir: sabah pazarından alınmış bir sepet incir, biraz taze ceviz, koyda soğutulmuş bir kâse üzüm. Yanına belki akşam tutulmuş bir balık. Ege mutfağı zaten gösterişten kaçar; eylülde iyice sadeleşir, çünkü malzeme o kadar iyidir ki dokunmaya gerek kalmaz. İncir ikiye bölünür, üstüne biraz ceviz kırılır, o kadar. Gerisini mevsim halleder.

Güvertede sonbahar sofrası: taze incir, üzüm ve ilk narlar
EYLÜL SOFRASI · İNCİR VE ÜZÜM

Bağbozumu aynı zamanda kıyı kasabalarının kendine döndüğü zamandır. Yaz kalabalığı çekilince pazarlar yerlileşir; tezgâhta artık turiste değil, kışlık hazırlık yapan komşuya göre mal vardır. Pekmez kaynatılır, üzüm kurutulmaya serilir, incir güneşe dizilir. Bu telaşın kokusu bütün kasabaya siner. Koydan bakınca görmezsiniz ama sabah pazara çıkarsanız, mevsimin döndüğünü ilk oradan anlarsınız.

Güvertede bir tabak incirle oturup karşı yamaçtaki bağları izlemek, eylülün sunduğu en sade şeylerden biri. Ne bir gösteri, ne bir menü. Sadece mevsim, tam zamanında.

Eylül ve ekimde Ege sofrası en iyi hâlindedir — ve bir koyda, mevsimin tam ortasında kurulan sofranın yerini hiçbir restoran tutmaz. Sonbaharın sofrasını denizde kurmak ister misiniz?
ÖZEL CHARTER →