Eylül sabahı koya erken varırsanız fark edersiniz: bir hafta önce burada altı tekne vardı, bugün iki. Su hâlâ dünkü ılıklığını tutuyor, ama üstündeki hava biraz incelmiş. Çamların kokusu sabahleyin daha net geliyor; sanki sıcak, ağustos boyunca o kokuyu da ağırlaştırmış da şimdi bırakmış gibi. Zincir dibe inerken çıkan ses, boş koyda daha uzun sürüyor.
Ağustosta buraya öğleden sonra gelen tekne yer bulamazdı. Şimdi seçme şansınız var.
Suyun Hafızası
Denizin en sıcak olduğu ay çoğu insanın sandığı gibi ağustos değildir. Su, karanın aksine, yavaş ısınır ve yavaş soğur; bütün yazın ısısını içine biriktirir ve o ısıyı eylüle kadar taşır. Bu yüzden eylül suyu çoğu zaman ağustos suyundan bir tık daha ılık gelir tene. Sabah serinleyen hava ile hâlâ yaz olan deniz arasındaki bu fark, koyun sabah dümdüz, ışıltısız durmasının da sebebidir. Denizciler buna güvenir: rüzgâr geç kalkacaksa, sabah seyri rahat geçer.
Meltemin Çekilişi
Meltem eylülde birden kesilmez; huyunu değiştirir. Temmuz ve ağustosta öğleden sonra sertçe basan kuzeybatı rüzgârı, eylülde daha geç kalkar, daha erken düşer, kimi gün hiç gelmez. Bu, seyri kolaylaştırdığı kadar aldatır da: alışkanlıkla "meltem öğleden sonra basar" diyip demir yerini ona göre seçen kaptan, akşam dönen ve gece koyu farklı bir yönden yoklayan bir rüzgârla karşılaşabilir. Eski kaptanlar eylülde demir atarken bir yöne değil, iki yöne birden bakar. Koy sabah nasıl korunaklı görünürse görünsün, gece dönen esintiyi hesaba katmak gerekir.
Az Zamanda Doğru Ritim
Eylül rotası haritada temmuz rotasından farklı görünmez; fark saatlerdedir. Aynı Gökova, aynı koylar, ama artık kimse sizi acele ettirmiyor. Sabah bir koyda kalıp öğleye kadar oyalanmak, sonra rüzgâr düşmeden kısa bir geçiş yapıp akşamı başka bir koyda karşılamak mümkün. Kısa mesafeler, uzun duraklamalar. "Az zamanda çok yer" fikri temmuza aittir; eylül, "az yerde çok zaman" ister. Kalabalığın gitmesiyle koylar da eski hâllerine döner: akşamüstü bir balıkçı teknesi geçer, uzaktan bir çıpa sesi gelir, sonra yine sessizlik.
Bir de ışık var. Eylülde güneş biraz daha eğik vurur; öğleden sonranın o dik, beyaz parlaklığı yumuşar, su akşama doğru bakırlaşır. Fotoğrafçılar bilir bu ışığı. Denizciler de bilir ama başka bir sebeple: eğik ışık, dibi daha okunur kılar. Demir atarken zemini, çayırı, kumu görmek kolaylaşır.
Eylül suyu size bir şey vaat etmez. Sadece geri çekilir ve koyu size bırakır. Gerisi, doğru saatte doğru yerde durmayı bilmekle ilgili.
ROTA TASARIMI →