Eylül akşamı, gün batmaya yakın, suyun yüzeyinde bir kıpırtı görürsünüz: bir anlığına yüz metre ötede deniz kaynıyor gibi olur, martılar birden o noktaya iner, sonra her şey durulur. Uzaktan bir tekne yön değiştirir. Bu, koyda balık avının değil, sürünün geçtiğinin işaretidir. Deniz, gözle görülür bir haber taşımaktadır.
Balıkçılar bu kıpırtıyı bekler. Onlar için eylül, yılın asıl başladığı aydır.
Kuzeyden Gelen Sürü
Palamut, yazı kuzeyde, serin sularda geçirir; hava soğumaya başlayınca güneye, daha ılık sulara doğru inmeye başlar. Bu göç çoğu yıl eylülle birlikte belirginleşir ve sonbahar boyunca sürer. Lüfer de benzer bir yol izler. Sürüler dar geçitlerden, boğazlardan, akıntının hızlandığı yerlerden geçerken yoğunlaşır; işte balıkçının beklediği an budur. Ne zaman geçeceklerini kimse tam bilemez — suyun sıcaklığına, rüzgâra, o yılın gidişatına bağlıdır. Eski balıkçılar takvime değil, suyun rengine ve martının davranışına bakar. "Martı toplandıysa balık var" derler; çoğu zaman haklı çıkarlar.
Mevsimi Okuyan İşaretler
Balığın dönüşü tek başına bir olay değil, bir işaretler zincirinin parçasıdır. Su serinlemeye başlar, gündüzler kısalır, akşam ışığı erken çekilir. Denizin yüzeyi öğleden sonraları eskisi kadar geç dalgalanır. Bütün bunlar aynı anda olur ve balık bunların hepsini bizden önce hisseder. Bir sürünün bir koyun ağzından geçmesi, aslında mevsimin döndüğünü söyleyen en somut cümledir. Güvertede oturup bunu izlemek, bir takvim yaprağını çevirmekten daha doğru bir zaman ölçüsü verir insana.
Bu bereketin bir de sofraya bakan yüzü var elbette. Eylül palamudu, henüz tam yağlanmamış olsa da, ızgarada sadeliğiyle güzeldir; asıl yağını ilerleyen haftalarda toplar. Ama mesele yalnızca yemek değil. Bir sürünün geçişini görmek, denizin canlı, işleyen, kendi ritmi olan bir şey olduğunu hatırlatır. Koyda demirliyken bile deniz durmaz; altınızda bir yolculuk sürer, siz farkında olmasanız da.
Martılar dağılınca su yine düzleşir. Sürü geçti, gitti. Deniz bir an için size mevsimi gösterdi, sonra yine kendine döndü.
GÜNLÜK TURLAR →